İLETİŞİM – İNSTAGRAM

Merhabalar,

uzun zamandır oturup şuraya yazabilecek enerjiyi bulamıyordum kendimde. Ben de arayı kapatmak adına küçük planlar yaptım ve size çok güzel bir haberle geldim.

Buradan düşündüğümden daha fazla insana ulaştım. Herkese tek tek çok teşekkür ederim. Bloguma uğrayıp ‘biz de sizin gibiyiz’ diyen, ‘şunları şunları yapıyoruz’ diye paylaşan, yardım isteyen, umut bekleyen herkesi bir çatıda toplamak istiyorum. Artık anlık paylaşımlarla bütün hastalıkla ilgili gidişatı, hastane randevularımızı, tedavi yöntemlerimizi, görsel durumumuzu yani kısacası hayatımızı size instagramdan açmak istiyorum.

Sizlerle daha yakın bir ilişki içinde olmak, sorularınıza anında cevap verebilmek adına yapıyorum. Fakat tedavi şeklini ve yorumlarımı burdan yazmaya devam edeceğim.

Haydi bakalım, görüşmek üzere… westbatiwest

Reklamlar

Duane Sendromu ve Psikoloji

Merhabalar, öncelikle bana ulaşan ,kendi durumlarını anlatan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Yaşadıklarımızı anlayacak insanlarla sohbet etmek bu hastalıkla yüzleşmek için bize güç veriyor ama bu sendromun mağdurlarından en çok duyduğum şeyler TEDAVİSİZLİK ve psikolojisi bozulup umudunu yitirmiş gençler. Gerçekten bunları duyduğumda ne diyeceğimi bilemiyorum. Batı tedavinin çok başında ve biz onun fiziksel ve psikolojik olarak etkilenmesinden korktuğumuz için çoğu şeyi erteliyoruz. Bu da tedavi sürecini uzatıyor. Umudum buradan geniş bir kitleye ulaşıp bir çözüme ulaşmak.

Yine de hatırlatmakta fayda var. Bu hastalık iyi takip edildiğinde görme bozukluğuna neden olmuyor. Başka bir organa etki etmediği için genel bir hastalık olarak görülmüyor. Önceleri belirttiğim gibi Batı’nın durumunu biz söylemeden en yakın akrabalar bile farkedemedi. düz duruşta asla farkedilmiyor ama psikolojik etkisini bir çok gencin ağzından duymak beni çok üzüyor. Durun hatta size kendi hayatımızdan bir örnek vereyim.

Bir gün Batıyla gittiğimiz markette, market çalışanı önce Batı’nın erkek olmasına çok şaşırdı (saçları uzun ve ben rahat etsin diye topuz yapıyorum.) sonra Batıyla ilgilenirken gözünü farketti ve ‘ hih gözü de körmüş’ dedi. Evet böyle cahilce tepkiler beni üzüyor ama Batı’nın henüz söylenilenleri anlamıyor olması beni şimdilik rahatlatıyor.

Peki Batı bu söylenilenleri anlamaya başlayınca ne olacak?

Tabi ki biz durumunu ona uygun bir dille anlatıp insanların verdiği tepkilere karşı kendini nasıl anlatması gerektiğini söyleyeceğiz. Üzülmemesi gerektiğini, herkesin farklı yapılarda olduğunu bilecek. Bunları yapacağız ama içindeki psikolojiyi asla bilemeyeceğiz. Belki gün gelecek kendini anlatmaktan sıkılacak. Belki okulda yaşıtları tarafından hakarete uğrayacak, ona çeşitli lakaplar takılacak, belki de hiç aklıma gelmeyen bir söz onu çok üzecek ama gözünü düzeltemediği için bir türlü çözüm yoluna gidemeyecek.

İşte bu yüzden insanların bu hastalığa hastalık bile değil, aman nazar boncuğu olsun, gözü dönmüyorsa başını çevirsin demesini anlamsız buluyorum.

Ki bu yaşıma kadar ne insanlar gördüm. -kimin umursadığını anlayamadığım- koltuk altı yağlarını aldıranlardan tutun, yüzündeki bilumum tüyleri için milyarlarca para harcayıp kendini herkese benzeten insanlar var. Sizce bunca acıya, masrafa, uğraşıya neden girişiyor bu insanlar? Tamamiyle psikolojik! insanlar başkalaşmak, farklı görünmek, toplum dışı tutulmak istemezler. (dikkat çekmek için saçmalayanlar hariç)

Çocukken evimizde tv yoktu. Gençliğimde de icra ile giden tvden pek haz aldığımı söyleyemem. hayatımın büyük bir bölümünde tv izlemedim. ama lise yıllarında arkadaşlarım tvden izledikleri bir kaç cümleyi söyleyip gülüşürlerdi. bir türlü anlayamaz ben sessiz kalırdım. benim durumu çözemediğimi anlayan bir kaç arkadaşım espriyi anlatırdı fakat tüm komikliği elden giderdi. bu yüzden çoğu kişi beni soğuk bulur fazla muhattap olmazdı. yani durum şu ki saçmalama kutusu evimde olmadığı için onca zaman birlikte vakit geçirdiğim insanlar benden uzak durdular ve benim liseden başlayıp işte sonsuza kadar giden bir arkadaş grubum olmadı. şimdi Batı’yı düşünüyorum da farklı olmak onun hayatını nasıl etkileyecek?

İçtenlikle sizinle paylaşıyorum. Batı’nın farklı olmasını ve ayrı tutulmasını istemiyorum.

Bu yüzden bu hastalığın onu farklı kılmasına izin vermeyeceğim.

Bu yazıyı umutsuz olduğum için yazmıyorum. Bu yazı Duane Sendromu hastalarını ve hasta yakınlarını anladığımı, bu hastalığın fiziki tedaviden çok psikolojik savaş gerektirdiğini belirtmek için yazıldı.

Sağlıkla ve  mutlulukla kalın.

DUANE SENDROMU -2

Merhaba Duane Sendromu mağduru ve mağdur anneleri. Batı büyüyor, tedavimizi tamamlayamadık ama Batı’nın her türlü gelişiminden o kadar memnun ve şaşkınım ki sendromun psikolojik etkisini biraz olsun üzerimden atmayı başardım. Belki de hastaneye eskisi kadar sık gitmediğimiz için daha az stres yaşıyor olabilirim.

Batı şimdi 22 aylık. kelime haznesi çok genişledi. tuvalet alışkanlığını kazandı. biliyorsunuz Batı yıkanabilir bezlerle büyüdü. gerçekten de tuvalet alışkanlığı için çok yardımcı oldu. Hala saçını kestirmedim. Bazen çevremden bu yüzden çok büyük tepkiler alıyorum. Hatta geçen gün çok uzun zamandır görmediğimiz eski komşumuz oğluma bakıp ‘ senin oğlun yok muydu? ah yavrum ne yaptılar sana’ dedi. hiç bir şey söylemedim. cehalet karşısında susmak en iyisi.

Hastaneye daha az gidiyoruz dedim çünkü hala  mr çektiremedik. neden çektiremedik? ya ben çok takıntılıyım ya da insanlar çok umursamaz.

durumu hemen kısaca özetliyorum. bebekler mr çekilirken sakince, kımıldamadan durmadıkları için genel anestezi yapılıyor. biliyorsunuz biz tedaviye hacettepe üniversitesi hastanesinde devam ediyoruz. hastanede anestezi için tetkik yapmıyorlar. yani alerjisi mi var ya da başka hastalık uyanmasını engeller mi bakmıyorlar. sadece yanına bir anestezi uzmanı veriliyor ki bu kişi anestezi dozunu kilo yaş eğrisine göre ayarlayıp uyutuyor. bir de uyanırken yardım ediyor. Batı çok küçükken uyku apnesi sorunu yaşıyordu. yanında uyuduğumuz ve sürekli nefesini dinlediğimiz için zaman zaman nefes almayı bıraktığını farkediyorduk. bu yüzden genel anestezi beni korkutuyor. ben normal uykusunda mr çekilsin istedim ama mr makinesi çok ses yaptığı için uyanabilir dediler. uyku ilaçları kullananları okudum ama bunu uygulayan yer bulamadım. nörolojik testlerde görünürde bir şey çıkmadı. o yüzden Batı’nın biraz büyümesini bekliyoruz.

Gelelim neden mr çektiriyoruz sorusuna!

Hayır, hayır önce hacettepe hastanesinde şaşılık birimine gelene kadar yaşadıklarımızı anlatmam lazım.

Herkesin dediği Hacettepe hastanesi çok iyi doktorları barındırıyor.tedavi yöntemleri iyi. tamam dedik biz de Hacettepe hastanesinden bir randevu alalım. özel hastanelere gittik bir faydasını görmedik dedik. çocuk için göz bölümü bulamadım. direk göz polikliniğinden bir doktora randevu aldım. randevu saatimizde gittik. küçük bir koridorda aşırı kalabalıkta beklemeye başladık. Yanımıza Batının sevdiği oyuncakları aldım. yarım saat boyunca oyuncaklarla, dedelerle,teyzelerle oynadı. Çok sevimli bir sekreter de Batıyı kucaklayıp gezdirdi. zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. doktor bizi çağırdı. dedim oğluma Duane sendromu tip 1 teşhisi konuldu. işte göz muayenesinde yapılan ölçümler. doktor aldı kağıdı. beş dakika önce girdiğimiz odadan bizi çıkardı. biraz bekleyin lütfen dedi. 45 dk kadar daha bekledik. sonra doktorun telefonla konuşarak yanımıza geldiğini gördük. ‘evet duane sendromu hocam, tamam hocam’ dedi  telefonu kapattı ve bizi odaya aldı. ‘bu konuda tecrübeli bir arkadaşımı aradım’ dedi. ‘bu sendorumun tedavisi yok felan filan felan filan ‘ dedi,çıktık. Hayır, bizi çok tecrübeli arkadaşına yönlendirmedi. Evet, çok sinirlendik. bildiğimiz şeyleri duymaya gelmişiz dedik ve psikolojimiz yeniden bozuldu.

Ben Batıya hamile kalmadan önce bu hastanede ameliyat olmuştum ve eşim beni yoğun bakımda hiç yalnız bırakmamıştı. o koridorları görünce eskiye gittik. derken eşimin beyninde bir ışık yandı. bana bakan sevdiğimiz bir hasta bakıcı vardı. ‘onu arayıp soralım belki yardımcı olur ‘dedi. harika bir fikirdi çünkü bu sayede hastanede bir şaşılık bölümü olduğunu öğrenmiş olduk. tanıdık olmasa bu ülkede bir hiçsiniz. o yüzden hastane, ameliyat demeyin herkesle arkadaşlık kurun!

yine arkadaşın sayesinde şaşılık biriminden bir randevu aldık sabah 7:30 da koşarak hastaneye gittik. yine küçük bir koridor ,minik -gözlüklü -sevimli çocuklar bizi karşıladı. sıra yok, kağıda adınızı yazıp bekliyorsunuz. neyse klasik 45 dklık beklememizi yaptıktan sonra odaya girdik. yine ben oğlumuza Duane sendr….. felan filan dedim. ölçümlerin olduğu kağıdı uzattım. orada bulunan kadın bir kalem yardımıyla Batı’nın göz hareketlerine baktı. tamam dedi. biraz bekleyin lütfen. o gün Batı’ nın diş krizlerinden birinde olduğumuz için geceden de uykusuzdum (Dikkat uykusuz anne! yazılı bir tabela yaptırmayı düşünüyorum.) Batı da sağolsun bayağı bi hırçındı. bağırtısından, ağlamasından hastaneyi inlettik. o yüzden kadına sinirli bir şekilde neden bekliyoruz diye sordum. meğer doktor daha gelmemiş! bizi kim muayene etti, neden sabahın köründe geldik? hiç bilmiyorum. saat 9:30 olana kadar hastaneyi inlete inlete bekledik. doktor bayan gelip de iki hasta muayene ettikten sonra ikinci kez odaya girdik. batıyı kucağıma verip muayene sandalyesine oturttular. yine aynı cümleleri söyledim. sonra sorguya çekildim. sizi kim yönlendirdi? nasıl randevu aldınız? durumu anlattım. garip bir baş hareketinden sonra seri hareketlerle oyuncaklar yardımıyla muayenesini tamamladı. arkasında bir öğrenci ordusu. başladı konuşmaya. bu sırada Batı babasına gitmek isteyince doktorun tedavide kullandığı oyuncak elimde kaldı. Doktor ‘ öncelikle elinizdeki ölçümler bizi ilgilendirmez. başka hastanede yaptırmışsınız. burda yeniden ölçüm yapılmalı.’ deyince zaten uykusuz ve ağlama çınlamasıyla zonglayan başım iyice ağrımaya başladı ve sinir katsayım arttı. ‘ oğlum çok küçük, bir sendroma yakalandı bu da demek oluyor ki hayatı boyunca hastaneye gelip muayene olacak. size gelmeden önce 3 hastanede ağlata ağlata ölçüm yaptırdım ki size verdiğim ölçümler bir devlet hastanesinde yapıldı. siz her doktor gördüğünde travma yaşayan, bu yüzden mızmızlanan bir hasta ister misiniz? ben oğluma bunu yaşatmamak adına yeni bir ölçüm yaptırmak istemiyorum.’ dememle kadının bakışları değişti ve elimdeki oyuncağı çekip aldı. bu hareketi beni iyice delirtti tabiki. neyse çok uzatıyorum ama doktorların bu tür tavırları psikolojik bir savaş içindeki korumacı anne-babalara hiç faydası olmadığı gibi ortamı gerip güven duygusunu da fena halde yıkıyor.

‘burada mı tedaviye devam edeceksiniz?’ lafını bir kaç kez tekrar eden doktorumuz. nadiren de olsa bir beyin tümörünün göz kasına etki etmesinden dolayı önce genel bir muayene olmamızı sonra nöroloji birimine uğramamız gerektiğini söyledi.

son olarak da kapatma yapmalısınız dedi. ben şaşırdım çünkü oğlumda göz tembelliği ölçümlerde çıkmadı. kendisine ölçüm de yaptırmadım göz tembelliği olduğunu bilemez. şaşkınlıkla hangi gözüne dedim. tabiki sol gözüne dedi beni benden aldı. ‘ iyi ama zaten o gözün kası çalışmıyor ki, o gözü nasıl zorlasın?’ dememle kadını da çileden çıkardım. ‘ o zaman gidin internetten araştırın’ dedi. ‘üzgünüm kapatma yapmayacağım’ dedim ve çıktım odadan.

sonraki nöroloji randevumuz daha fena ama onu başka bir yazıda anlatayım. çünkü düşündüğümden daha uzun yazdım. roman tadındaki bu yazıyı sonuna kadar okumuş ve zevk almışsanız sizi diğer yazıyı beklemeye davet ediyorum 🙂 lütfen tedavi görenler benimle tedavi yöntemlerini ve psikolojik olarak nasıl hazırlandıklarını paylaşsınlar. sağlıkla kalın!

NOT: Çok eskiden beri beni tanıyan bir arkadaşıma bu olayları anlattığımda ‘sen anne olduktan sonra çok değiştin, önceden daha sabırlıydın’ dedi. aslında benim yaptıklarım sabırsızlık ya da agresiflik değil. tamamiyle hayvansal iç güdü. yavrusunu koruyan anne aslan misali yavrumla ilgili konularda biraz hırçın olabiliyorum.

 

Kimsenin başına gelmesini istemediğim bir hastalık için uğraşlar -1 DUANE SENDROMU

Merhabalar güzel insanlar. yıkanabilir bebek bezi için çok çok fazla geri dönüş aldım. Herkese çok teşekkür ederim. Ama peşimizi bırakmayan bazı hastalık durumları oluştu ve bu işi bırakmak zorunda kaldım. Bu hastalıkların ailecek bizi en etkileyeni ise bebeğimin gözünde bulunan Duane Sendromu adı verilen bir şaşılık türü. Araştırdığım kadarıyla bu hastalık anne karnında göz oluşumu sırasında (yaklaşık 6. ay civarı) yanlış gelişim sonucu oluşan genetik bir hastalık(soy aktarımı tam olarak kanıtlanamamış fakat ailesinde bu hastalığı taşıyan bireylerde oluşumu gözlenmiş).

Hastalık tam olarak gözün hareketini sağlayan kasların gelişememiş olmasından ya da bir nedenden dolayı (nedeni belli değil) kasın felç geçirmesinden veyahut o kasın hiç oluşmamış olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle 3 tip olarak bölümlere ayrılmış bu hastalık. Bebeğime musallat olanı tip 1 olarak adlandırılıyor. sadece sol gözün sola dönememesi ve düz duruşta hafif bir içe çökme oluşması.

Peki biz nasıl anladık? oğlumun 4-5 aylarından beri hafif bir şaşılık olduğunun farkındaydık. fakat gözleri iri ve çekik olduğu için yalancı şaşılık adı verilen küçük bebeklerde gözlenen burun kökünün basıklığıyla insana şaşı bir görüntü veren bir durumda olduğunu sanıyorduk. gittiğimiz doktorlar da bunu onaylıyordu. üstelik göz bozukluğunun olmaması(doktorlar öyle diyorlar ama ölçümler kesin olmadığı için bebeğinde göz bozukluğundan şüphelenen anne babaların bir kaç doktora daha gidip aynı neticeyi almasını tavsiye ederim.) göz tembelliğinin de olmaması doktorların şaşılık yok tanısını koymasına neden oluyordu. Bu yüzden anne babaların gözlemleri önemli bir rol oynuyor. ben biraz takıntılı , biraz da detaycı bir insan olduğum için (yok yok pinpirikli değilim) oğlumun kaşını gözünü kulağını hatta burnunun içini bile inceleyen bir anneyim.(ama iyi ki incelemişim değil mi?) oğlum büyüyüp de etrafı inceleme çalışmaları hız kazanınca yan bakışlarda tam şaşılık görülüyordu. bir yaşından önce gittiğimiz Dünya Göz hastanesindeki suratsız doktor 4 yaşında gelin dediği için başka bir özel hastaneye gittik. orada şaşılık uzmanı yoktu! bizi bu konuda uzman olduğunu söylediği Ankara Eğitim ve Araştırma hastanesine yönlendirdi. orada Dr. Fatmagül Yılmaz Çınar a randevu alamasak da ilk randevu aldığımız doktor bizi ona yönlendirdi. böyle bir durum varmış, siz de gitmek isterseniz ilk muayenenizi yaptırmadan kendisinden randevu alamıyorsunuz. Neyse orada tam tanı konuldu. Tip 1 Duane Sendromu. yine göz ölçümleri yapıldı, göz tembelliğine bakıldı. bir şey çıkmadı.(bu konu hakkında ikinci bir yazı oluşturma planım var.muayenenin nasıl yapıldığı, nasıl göz tembelliği tespiti yapıldığı hepsini ayrıntılı olarak anlatacağım.)

Evet burdan bakınca herşey normal seyrinde ve ilgilenilmiş gibi görünüyor. ama doktorun söyledikleri ve rahatlığı bizi şüpheye düşürdü. doktor ne mi dedi? okuyun ve bizim psikolojimizi bir düşünün (tabi kimse yaşamadan bilemez) bunu 4 parmaklı doğmak gibi düşüneceksiniz yapacak bir şey yok. 6 ayda bir kontrole gelin.

Yapacak bir şey yok! eksik doğmak! Bu böyle bunu kabul edin!

Ne kolay değil mi böyle söylemesi! peki siz hiç 4 parmaklı doğan çocuğa yeni bir parmak dikildiğini duymadınız mı? ya da kulağı kopan bir insanın kolunda kendi kulağını büyüttüğünü? bunun bir tedavisi olmalı!

Bu yüzden bu işin peşini bırakmıyoruz. Siz de bırakmayın. Bu rahatsızlığı olanlar, bebeklerinde bu rahatsızlığın varlığından haberi olanlar lütfen benimle iletişime geçin.

İkinci yazımda yeni arayışlar için Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde yaşadıklarımızı ve muayene yöntemlerini detaylıca anlatacağım. Lütfen takipte kalın. sağlıkla ve mutlu yaşamanız dileğiyle.

 

Bebek Güvenlik Kamerası!!!

Bebeğim gece uyurken rahat mı?,herhangi bir sorun yaşıyor mu? diye kara kara düşünen anneler, çocuğunu iş yerinde özlemle anan anne-babalar; artık içiniz rahat edebilir.Bebek güvenlik kameraları internete bağlanarak bilgisayardan, IOS-Android telefonlardan ve tabletten bebeğinizi rahatça izlemenize olanak sağlıyor.

Ben bebeği için çalışmayı bırakmış bir anneyim.7/24 bebeğimin yanında olmaya çalışıyorum.Tabi o uyurken benden rahatsız olduğu için odalarımızı ayırınca gece 12 saat boyunca onu merak edip duruyorum.Bazı zamanlar oluyor ki geceleri ayaklanıp ağladıktan sonra tekrar kendi kendine uyuyakalıyor.işte o zamanlarda ben de meraktan uyuyamaz oluyorum.acaba nasıl bir pozisyonda uyudu? üstü açık kaldı, üşüdü mü? sıpam odasına gidince de hemen uyanır, nasıl kontrol edebilirim diye kafayı yiyordum.

Hele eşimdeki felakat senaryolarını bir duysanız. ‘yüzüstü uyuyakaldıysa ve geri dönemezse, nefessiz kalırsa!’ ,’yorgan başına dolandıysa!’  öyle olduysa böyle olduysa kalkamazsa, dönemezse,uyanamazsa…

Eşimin korkuları benimkinden çok olunca artık dayanamadık bir kamera alalım dedik.

Tabi ki bebek kameraları nedir,nasıl özelliklere sahip olmalıdır hiç bir bilgimiz yoktu.Öyle detaylı anlatan bir blog da bulamadım doğrusu.üstelik normal güvenlik kameraları ile aynı kategoride olduğu için bebek kamerası normal güvenlik kameralarıyla çok karıştırılmış.

Bendeniz yine okuyucularını bilgilendirmek üzere kamerayı aldıktan hemen 2. gün sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.Aslında amacım benim gibi evde bebeğiyle ilgilenemeyen annelerin içinin rahat etmesini istedim.Bakıcıya güvenemeyip içleri rahat etmediği, gün içinde bebeğini çok özlediği zamanlarda internetten girip bebeğini görmenin ne büyük bir lütuf olduğunu düşündüm.umarım yardımcı olabilirim.

Biz eşimin, çok erken gidip geç saatte dönmesiyle oğlumuzu bir haftadır göremediği bir dönemde, hasretten bir gece dellenip ‘yeter artık onu görmek istiyorum, rahatça uyumak istiyorum’ diye isyan etmesiyle internete girip şöyle bir baktık.Eşim sabırsızdır,dikkati çabucak dağılır.İlk gördüğüne ‘hadi siparişi ver yarın gelsin’ der.Ben de ince eleyip sık dokuyan tiplerdenim.Özelliklerine, yapılan yorumlarına tek tek bakarım.Bu yüzden bir ürünü almam en az 3 gün sürer.Ama dediğim gibi o gece eşimin isyanlarına dayanamadım.Ufak bir incelemeden sonra Motorola Blink-1 marka bebek güvenlik kamerasını aldık.

Ben aldığımız kameranın özelliklerini anlatmadan önce bir bebek güvenlik kamerasında olması gereken özellikleri vurgulamak istiyorum.

  • bebek kamerasında bağlantı elektrikten yapılmalı, wifi özelliği geniş kapsamlı olmamalı ki bebekler bundan etkilenmesin
  • bağlantılar hem telefon/tabletten hem de bilgisayardan olmalı
  • kesinlikle gece görüşü olmalı
  • sese duyarlı alarmı olmalı
  • görüş açısı geniş olmalı (gündüz oyunlarında bebeğinizi takip etmek isteyebilirsiniz)
  • kolay monte olup kablo fazlalığı olmamalı

bebek kamerası için ihtiyaçlar böyleyken bakalım bizim aldığımız Motorola Blink-1 bu ihtiyaçları karşılıyor mu?

  • maalesef elektrikten bağlanmıyor. kendi wifisi var.evdeki internetimiz aracığıyla bağlanıyor. internetin çekmediği zamanlarda bazen görüntü yavaşlarken bazen de kamera kapanıyor. üstelik bu evin içinde bile oluyor.yani çok çok güçlü internet çekim gücüne ihtiyacınız var.
  • Motorola Blink-1 hem telefon/tabletten hem de bilgisayardan bağlanabiliyor fakat kurulum aşamasında sadece telefon/tablet kullanabiliyorsunuz.kurduktan sonra motorolanın kendi sitesi aracılığıyla bilgisayar üzerinden bebeğinizin odasını izleyebiliyorsunuz.bu bende büyük bir güvensizlik oluşturdu.bana göre siteden değil ek bir uygulama indirdikten sonra bilgisayar üzerinden izlenebilmeliydi.üstelik bilgisayarda daha kötü bir görüntü var. ses almak imkansız.kesik kesik ses geliyor.sinir bozuyor.
  • Motorola Blink-1 gece görüşü olarak benden geçer not aldı.
  • Motorolanın ses düzeyi çok gelişmiş.bebeğin nefesini dahi duyabiliyoruz hatta komşuların sesini bile duyuyoruz desem abartmış olmam.bununla birlikte bünyesindeki sese duyarlı alarmı bebeğiniz ağladığında telefonn/ tablete uyarı göndererek bebeği kontrol etmenizi sağlıyor.
  • kamera 180 derece dönebilen yuvarlak bir tasarıma sahip.telefon/tablet ya da bilgisayardan görüş açısını kontrol edebiliyorsunuz.
  • çok ama çok kolay monte oluyor.üstelik kurulumda çok basit. kablosu çok kısa.görüş alanını genişletmek amacıyla biz tavana yakın bir noktaya monteledik.kablo kısa geldi uzatma kullandık. uzatmayı saklamak için başka bir şey kullandık felan felan.kabloyu biraz uzatmalılar.

Bu kamerada bir kaç kullanışlı bir kaç ta gereksiz özellik var.

  • kamera sayesinde karşılıklı konuşabiliyorsunuz.hatta ben bir kaç sefer telefonun şarjını bitirip kenarda köşede unutunca bebek odasından gelen ‘telefonuna bak’sesiyle irkilmişimdir. eşim oradan ulaşabiliyor bize 🙂 bazen de Batıyla oynarken babası kamera aracılığıyla bize katılabiliyor.hatta Batıya sorduğum baba nerde sorusu kamera gösterilerek cevaplanıyor 🙂
  • melodi özelliği var.bebeğiniz uyumaya çalışırken oradan ninni dinletebiliyorsunuz.ben tınılarını beğenmediğim için hiç kullanmadım.
  • fotoğraf ve video kaydı yapabiliyorsunuz.bebeğiniz garip bir şekilde uyurken fotoğrafını çekip anı olarak saklayabilirsiniz 🙂 ya da bakıcının hoş olmayan bir davranışını kaydedip dava açabilirsiniz 🙂
  • 20160415_233906

    garip uyuma teknikleri ve gece görüşü

     

  • oda ısısı göstergesi mevcut. yalnız 1-2 derece fazla gösteriyor.çok güvenmeyin.
  • birden fazla kamerayla evi donatırsanız aynı uygulama üzerinden onları kolaylıkla takip edip müdahale edebiliyorsunuz.

bizim görüşlerimiz bu kadar bir tane de gündüz çekimlerinden paylaşayım. sizi videoyla tanıtıma bırakıp kaçıyorum.umarım yardımcı olabilmişimdir.

20160415_135858

evet birara yastıkla uyuyorduk.reflüsü var bebeğimin ama artık yastık kullanmıyoruz.yatağı alttan yükselttik.

Ne yapsam ne yapsam bir hamak alıp sallansam kurtulur muyum diş ağrısından bebeğimi hamakta sallasam

Bu yazım bebeğinin diş çıkarma döneminde etrafına bellik bellik bakıp ‘nasıl uyutacağım ben bebeğimi ‘ diye ağlayan annelere gelsin 🙂

Diş çıkarmak zor zanaat. Uyku düzeni bozulur, huysuzluk alır başını gider, yemekler reddedilir hatta meme bile reddedilir (meme reddi benim başıma geldi, başkasının başına gelmesin.çok zor.geçti şükür.) bu dönemde kendini hırpalayan annelere/babalara benim bir yardımım olacak. Bebek hamağı yapmayı göstereceğim !

çok basit çoook. bana yatıp kalkıp dua edeceksiniz.

işte ihtiyacınız olan malzemeler

  • 2mt döşemelik pamuklu kumaş (ben metresini 12 tl den aldım)
  • 4 parça tahta (2x 100 cm, 2x 60 cm)(ben tahtaları delmek için evde dremel marka çok amaçlı matkap mı desem bir alet kullanıyorum.siz bir mobilyacıdan rica edebilirsiniz.)
  • dikiş makinesi
  • yaklaşık 2 mt halat
  • tavana monte için hamak askısı (burada)

başlangıç için kumaşı iki parça kesin. 110 x 90 ve 180 x 50 olacak şekilde ama dikiş paylarını unutmayın.

orta kısımda iki kumaşı birleştirip 30 cm köşe bırakacak şekilde dikin.

Adsız

kenarlardan10 cm tahtaların geçebileceği bir yol dikin. orta noktayı dikin. ve bütün köşeleri birleştirip dikin.tahtaların deliklerinden halatı geçirip asın. işte bitti bu kadar. çok kolay değil mi?

IMG_20160616_144210.jpg

sorun mu var? bebeğiniz içine koyunca ağlıyor mu? merak etmeyin ben de yaşadım. ilk zamanlar yabancılayıp korkuyorlar. uyku zamanın dışında içinde oyun oynayın, alışıyorlar. Batı’nın yarım saatlik gündüz uykusu bu hamak sayesinde 2 saate çıktı. çok mutluyuz, siz de mutlu olun 🙂 kolay gelsin.

Yıkanabilir Bebek Bezi Macerası-2

Merakla beklenen ikinci yazımız bir çok nedenden ötürü ertelendi.(hastalılar, diş çıkarmaları, sünnet. vb..) amma işte geldim burdayım 🙂 en son nerede kalmıştık hanımlar? malzemelerimizi tanıtmış ve şablonların adreslerini vermiştim. hatırlatma için tıktık.

model hakkında hiç bir şey yazmamışım. bu model charliebanana nın cepli modeli.ilk denemem buydu. ayarlanabilir lastikler beni gerçekten ayarttı ama bana göre bu model çok kullanışlı değil çünkü her çişten sonra değiştirmeniz gerekiyor ama bebek için çok rahat.

Bu yazımda ihtiyacınız olan malzemeler

  • dikiş makinesi
  • bebek bezi şablonları (buradan indirin)
  • %100 pamuklu kumaşlar
  • su geçirmez kumaş
  • ayarlanabilir lastik
  • düğme (ufak gömlek düğmesi olur)
  • çıtçıtlar
  • çıtçıt pensesi(buradan satın alabilirsiniz) veya yerine kullanılabilecek buradaki malzeme

işlemlere öncelikle kalıpları kartona geçirmekle başladım.çünkü daha kolay ve kullanışlı oluyor.

bebek bezi şablon

şablonları birleştirin

IMG_0321

şablonun kenarlarını düzeltin

 

IMG_0322

şablonu kartona geçirin

ikinci kademe de kumaşa şablonu yerleştirmek ve modeli kumaşa çizmek var. buradaki püf noktası kumaşın ters yüzünden çizim yapılacak olması. yani desenli kısım altta kalacak. çizimlerinizi sert bir zeminde yapın. bir masa ya da sert zemin işinizi görecektir.

yıkanabilir bebek bezi

iç kumaşın ek parçaları ile dikilmiş hali

sanırım ben kumaşı keserken fotoğraf çekmemişim 🙂 kusura bakmayın. burada iç kumaşla birlikte ayarlanabilir lastikleri ilikleyeceğimiz düğmeleri dikmede yardımcı olacak parçalar var.hepsi indirdiğiniz şablonda mevcut.

yıkanabilir bebek bezi

şablondaki bütün parçaları kestiğinize emin olun!

20160511_153833

sızdırmaz kumaşı üst kumaş ile birlikte kullanın

20160511_155014

üst kumaşa çıtçıtları daha sıkı tutmasını sağlayacak yardımcı parçayı dikin

20160511_161204

lastik geçireceğimiz bölgeyi de dikip üst kumaşa çıtçıtları takın

20160511_163913

indirdiğiniz şablon yardımıyla çıtçıt yerlerini belirleyin ve çıtçıtları basın

20160512_135905

iç kumaş ile dış kumaşı birleştirip dikin

evet evet kabul ediyorum. işlemler arasında fotoğraf eksiğim var. fotoğraflar gün ışığını iyi kullanmak amacıyla mutfakta çekildi. evet sleepy ıslak mendillerini kullanıyorum. pijamamın dizleri çıktı. benim pasaklı ve dağınık olmam sizleri yanıltmasın. bunlar ilk yazılarım elbette eksikleri olacak yavaş yavaş yoluna koyacağım. bir de o zamanlar bir dikiş masam bile yoktu. şimdi daha düzenliyim. bütün bunları göz ardı ederseniz belki size bir video hazırlayabilirim 🙂

işte sanırım sona ulaşabildim. kafanıza takılanları sorabilirsiniz ki bence bir sürü sorunuz var 🙂 çünkü çok karışık bir yazı oldu. bana büyük bir ders oldu. yavaş yavaş öğrenecek aplası 🙂 bana instagramdan ulaşabilirsiniz. @westmummy  yeni modelleri de görmenizi isterim. görüşmek üzere kolay gelsin hanımlar.